Azıcık daha üzül

üşüyorum ateşler içinde
yakınken bile en uzaksın
elini tutamıyorum yine
aklın yakın olsa kalbin yanaşmıyor kalbime
üşüyorum her yer sessiz, hastayım
sessizliğime katlanacak kimsem yok
saat geç oldu gideceksin, -yastayım-
azıcık daha üzül halime,
annem olsa üzülür, farkettirmez,
üzülmeyeyim diye -annem olur musun?-

akşam oldu yine sormadan,
karanlığı sevemedim bir türlü
götürüyor seni odamdan
ışık olsan doğudan, batıdan
-gözlerin- diyorum. gözlerimi alsan
üzülmeyeyim diye -sabah olur musun?-

Geçen saat

bir gökyüzü düştü yağmur tanelerinden
natamam bir ürperti umudu
sunuldu hiç görülmemiş bir güzellikte
hiç sıkılmamış ellerden
hiç başlamayacak gibi bitti sonra.
evvela kurumaya başladı sesler
bir keman yayında -eksik eksik-
yolunu kaybetmiş saatler de
-çığlık çığlık- tıkırdayarak yendi sessizliği

kaybolan efkarlar dağıldı atmosfere
var olan bir tek mum ışığı
ayak izleri eşliğinde, ağlamaya başladı
gövdesini saran gözyaşlarıyla alay edercesine
gövdesini ısırdı her saniye

-hay bin kunduz!- artık yok gökyüzü
sessizliği kalabalıklaştıran sokaklar
neriman hanımın kaşındıran püskülü
bir oldu yokluğun saçaklarıyla

-ki saçlarında- bir kadının gündüzü,
ölmeye yakın açlıklara
selam etti neşeyle -elveda-

geçen saat başladı bu öykü
şimdi biteviye bir sabah
bir gökyüzü özgürlüğü,
kaybolup gidiyor evrende.

bir belirsizlik araladı kapımı
sormadan daldı içeriye
usul usul üstümü örttü
hıçkırıklarımı gömdü sessizliğe
tam korkmuyorum derken,
aldı biçare bedenimi
koşar adım saklandı gizbeye,
bir kalem vardı elimde, bir de kağıt
yalnızlığı yazmaya başladım,
geçen saat

su

şu su olsam dünyana
yerlere serilsem, ayakların altına
yükselsem güneşin ateşi çıktığında
tutunsam gücüm yetinceye dek bulutlara
ağırlaşınca salıversem bedenimi gökçatıya

belki bir damlamı tepeler geçersin,
tabanındaki çepere tutunur kalırım.
bedenim gölgesindeyken bedeninin,
tutundukça huzura ulaşırım

...

olur ya; bir damlam temiz kalır,
dahil edersin berrak ruhuna
hiç etmediğin kadar
loş bir parıltı dudağına

bir tutam tadarsın beni
ölünceye dek yaşatan seni,
kabul edersin kutsal bağrına
hiç etmediğin kadar.

kim bilir? süt olurum çocuğuna
can katarsın varlığına varlığımla
çocuğun olur kavuşurum kucağına