Benim; yok

herkesin babası işten dönüyor,
benim yok.
benim yalnızlıklarım var.
sanırsın azılı katil,
selam vereni yok.

yine kibirli gökyüzü,
binanın bu yamacında şehir ölüyor.
sensizliğin yok yüzü,
her canlı eve dönüyor,
sessizce izliyorum,
bu manzarada her şeyin boynu bükük,
sanırsın her şey zanlı.
her şeyin bir evi var, kalmamış zavallı.
ya da her şey çileli,
her şey yalnız benim gibi.
bu manzarada efkâr kibarca.

kim bilir kimi bekliyorum.
akşam oldumu sevemiyorum şehri
kim bilir kime küsüyor,
hangi vefasıza bu kahır?
şehirler de terkedilirmiş demek
çok da terkedilmemiş ama,
ben terkedilsem kapatırım gökyüzümü üstüme,
sırtımı döner uyurum.
benim gökyüzüm yok.

İlk kez

kalbimin bu rengi,
beni hasrete düşürüyor.
kaç kez gördüm ki seni?
kalbim ellerini tanıyor.

sensizlik değil, bensizlik bu
bu aşk ise gerçekten,
aşk ne tuhaf bir renkmiş.
sazlara konulmamış bir tel,
hiç bana sunulmamış bu ten.
aşk ne buruk bir havaymış
gökyüzü yere küsmüş,
ben ilk defa sevmişim,
kalbim ilk kez acıyor.

hak etmiyorum

lüks ne kadar lüsk bir kelime
bir zengine olmadığı kadar, pahalı fakire.
avare sayılmam ama kazancım kendime.
seni hak etmiyorum lükssün.
lüks ne kadar sıcak bir kelime, -adının geçtiği cümlelerde-
ama hak etmiyorum
düşsün, hayallerimde
gülüşün yok mu, o gözlerin
saçların, hoş sesin,
hak etmiyorum. burdan öteye,
lüks hayalin.

Bilmem

“sevme onu”
“sevme. bırak yalnız kalsın” dediler
yalnız bir melek gördün mü sen ? dedim
“sensiz bırak” dediler, “sensiz kalsın.”
düşman mı bunlar bana?
ölüyorum sana
“niye seviyorsun lan o kızı” dediler.

-düşündüm..
-niye seviyorum kız seni?

Aşifte

yön yön uyanmışım sabaha,
dön dön uyuyamadığım geceden
yine bir çehre var hatrımda,
kadehi aşka benzeten

böyle yüzler görürsem düşümde
yarınım tez olur sabah sabah
düşündükçe unutacağımı bilsemde,
nazlanıp duruyor alüfte

kurak bu sabah,
ıslık gibi; gün ışığı,
sıza sıza yıkıyor bedenimi
okşuyor kalbi kırığı

aşifte nazlanmasını pek bilir.
bir naz ettimi var ki ikna edesin
düş değil özlediğim,
aşifte.
sarı eyletmiş saçını sonradan.
ne iyiydi pak ten üstüne kap kara saçı,
kaşlarını unutmuş mihriban.

işvesine mübarek, sanırsın yaratmış pazarı
pazardan geliyor, gürültülü pazardan
unutturdu esnafa evi, eyledi perişan
alsa ödemese; tezgahı teslim ederim,
gelmez bir daha böylesi.
Allah saklasın nazardan,
gelse de beni beğenmez cilvekâr
pak ten üstüne kapkara saçı,
varsın öldürsün sevişince.
zaten yaşatmıyor böyle,
aşifte.

Kalabalık

çok lüks bir hayat sürüyorum.
ayyaşım bir çok kez,
sessizim kimseyi üzmem.
üzecek biri mi var sanki?
yalnızlıkla dans eder ruhum.
buralar çok kalabalık, her yer düşünce
düşündükçe kalabalıklaşır dururum.
sıkıntısızım kimseyi süzmem,
süzecek kimim var ki?
divane derler belki de salak.
sessizce çalışarak kurtaramazsın dünyayı.
kadınlar asalak olmamı ister
asalak olamam o fazla lüks,
bir kadın var hafızamda,
ama olmaya da bilir, bu düş.

en son gördüğüm sıfatı hatırlamıyorum
o kadar çok olmuş ki kalabalığım,
düşündükçe kayboluyorum.
kim bilir hangi ben, benim.
deli derler belki de ahmak.
bir kedim bile yok demek istemiyorum ama,
edebiyat yapamıyor yeniden zihnim.
yalnızlığı lüks sayan biriyim.
şu elimdeki kalemin acı mürekkebinden başka,
adımı zikreden yok.
hep düşüncelerim sarmış odaları
burası çok kalabalık, çok yalnızım.
unutmuşum yazı, baharı
kendi kalabalığında bedbahtım.
ayyaşım bir çok kez, üzemedim rakı satanı.
bardak boşaldıkça kalabalıklaşır, buralar;
yetim düşüncelerimin oyun alanı.